|

HAZRETİ MUHAMMED (s.a.v.)
Fahr-i kainat efendimiz doğmadan önce, bütün
alem, manevi yönden müthiş bir zulmet karanlık içinde idi. İnsanlar
hudutsuz derecede azgınlaşmışlar, Allah tarafından gönderilen dinler
unutulmuş, ilahi hükümlerin yerini, insan kafasından çıkan fikirler ve
düşünceler almıştı. Sadece insanlar değil, bütün mahlukat, zalim
insanların vahşet ve zulmünden iyice bunalmıştı. Yeryüzünde bulunan bütün
milletler Allahu Tealayı unutmuş, huzurun, saadet ve sevincin kaynağı olan
Tevhid inancı ortadan kalkmıştı. Küfür fırtınası, kalplerden imanı söküp
atmış, insanlar putlara tapar olmuşlardı. İsrailoğulları birbirlerine
düşmüş, Hz. Musa'nın getirdiği din unutulmuş, Tevrat bozulmuştu. Hz.
İsa’ın getirdiği hakiki din de bozularak, din ile hiç bir alakası
kalmamıştı.
Allahü
Tealaya inanan ve putlardan uzak duran, Hz. İbrahim'in dinine bağlı “
Hanifler ” de vardı. Peygamber efendimizin babası Abdullah, dedesi
Abdülmuttalib, annesi Amine ve bazı kimseler, bu din üzere idiler.
Haniflerden başka bütün gruplar batıl yolda olup, büyük bir zulmet ve
karanlık içinde idiler.
Papazlar istedikleri gibi değiştirdiklerinden, İncil’in aslı kaybolmuş,
Allah kelamı olmaktan çıkmıştı. Mısır’da bozulmuş Tevrat’ın hükmü,
Bizans’ta yeni değiştirilmiş hıristiyanlık vardı. İran’da ateşe tapılıyor,
ateşperestlerin ateşi bin senedir söndürülmüyordu. Çin’de Konfüçyüsizm,
Hindistan’da Budizm gibi uydurma dinler hüküm sürüyordu. Arabistan’ın
insanları da karanlık içinde idiler. Yeryüzünün merkezi olan mübarek
Mekke’de küfür sel gibi akıyordu. Beytullah’ın içine, lat, uzza ve menat
gibi yüzlerce put doldurulmuştu. Zulüm son haddine varmış bulunuyor,
ahlaksızlık iftihar vesilesi sayılıyordu. Netice itibariyle o zamanın
insanları arasında şefkat, merhamet, iyilik ve adalet gibi güzel hasletler
yok olmuş gibiydi.
Peygamber Efendimizin doğumu anında annesine yardım eden Safiyye Hatun
şöyle anlatmıştır; Muhammed (S.A.V.) doğduğu sırada, her tarafı bir nur
kapladı. Doğunca mübarek başını kaldırıp, açık bir dil ile; “ La İlahe
İllallah, İnni Resulullah ” yani Allah’tan başka ibadete layık bir ilah
yok, Ben Allah’ın Resuluyum, dedi. O’nu yıkamak istediğimizde, “Biz onu
yıkanmış olarak gönderdik.” denildi. Doğduğu zaman göbeği kesilmiş ve
sünnet edilmiş görüldü. Doğunca secde etti. Secdede iken hafifçe bir
şeyler söylüyordu. Mübarek ağzına kulağımı yaklaştırdım, “Ümmetim,
ümmetim” diyordu.
Kureyş
kabilesinin reislerinden olan sevgili peygamberimizin dedesi abdulmuttalip
anlatıyor.
Muhammed’in
doğduğu gece kabeyi tavaf ediyordum. Bütün putlar yere düştü en büyükleri
olan hübel putu yüz üstü bir taşın üzerine düşmüştü. Bir sesin amine
muhammed’i doğurdu dediğini işittim safa tepesine çıktım bir gürültü vardı
sanki bütün kuşlar ve hayvanlar mekkeye toplanmışlardı
Gece yarısı
idi kabe sanki makamı ibrahime doğru secde ediyordu Allahu ekber Allahu
ekber tekbir sesleriyle beni müşriklerin pisliklerinden cahiliyet
zamanının kötülüklerinden temizlediler diye sesler geliyordu.
Sonra
Aminenin evine gittim kapı kilitli idi kapıyı çalıp açın dedim. İçerden
amine Muhammed doğdu dedi getir göreyim dedim hayır izin yok birisi gelip
çocuğu üç güne kadar kimseye göstermeyeceksin dedi diye cevap verdi.
Torunumu
görmek istedim ve içeri zorla girmek için kılıcımı çektim bunun üzerine
karşıma elinde kılıçla yüzü örtülü biri çıkıverdi ey Abdulmuttalip geri
dön dedi çünkü torununu melekler ziyaret ediyor dedi titremeye başladım bu
hali bu hadiseyi üç gün kimseye anlatamadım zira dilim tutulmuştu dedi.
Hz
Peygamber dünyaya gelince. Abdulmuttalip bu müjdeye çok sevinip Mekke
halkına üç gün ziyafet verdi.
Hazreti Muhammed
(S.A.V.) Miladi 571’de, Rebi’ul Evvel ayının 12. gecesi sabaha karşı
Mekke’nin Haşimoğulları mahallesinde, Safa tepesi yakınında bir evde
Dünya’ya geldi. O’nun doğmasıyla alem yeniden hayat buldu.
Doğduğu gece
meydana gelen hadiseler
1-Kabe’deki lat,
uzza ve menat gibi yüzlerce put yere düşmüştür.
2-İran kısrasının
MEDAYİN’deki sarayının burçları yıkıldı.
3-Mecusilerin yani
ateşe tapanların bin yıldan beri yanan ateşi aniden sönüverdi.
4-Mukaddes sayılan
SAVA gölünün suyu çekilerek kurudu.
5-ŞAM tarafında bin
yıldan beri kuru bir vadi olan ve suyu akmayan SEMAVE nehri dolup taşarak
akmaya başladı.
6-Hazreti
Peygamberimizin doğduğu geceden itibaren şeytan ve cinlerin gayb
haberlerini öğrenmeleri için semaya çıkmaları yasaklanmıştır. Böylelikle
kahinlere, sihirbazlara gaybi hadiselerden haber veremez oldular.
Hazreti Muhammed (S.A.V.) peygamberlerin sonuncusudur. O’nun dini bütün
dinleri yürürlükten kaldırmıştır ve O’nun dini kıyamete kadar bakidir,
kimse tarafından değiştirilemeyecektir. O’nun kitabı geçmiş kitapların en
iyisidir. Hz İsa gökten inecek ve O’nun dini ile amel edecek yani O’nun
ümmeti olacaktır.
1-
Hazreti Allah’ın Dünya’ yı yaratmadan önce nurunu ve ruhunu yarattığı bir
peygamber.
2-
Hazreti Allah’ ın “ Ey Habibim sen olmasaydın Alemi yaratmazdım. Seni
alemlere rahmet olarak gönderdik. “ diye iltifat ettiği bir peygamber.
3- Hiçbir
peygambere verilmeyen, ümmetine şefahat etme hakkının verildiği bir
peygamber.
4-
Hazreti Allah, bütün peygamberlerine ismiyle hitap etmiştir. Ey Habibim ,
Ey Resulum diye iltifat ederek hitap ettiği bir Peygamber. HABİB-İ HÜDA,
SEYYİD’ÜL-MÜRSELİN, HATEM’ÜL ENBİYA, RESUL-U SAKALEYN olan bir peygamber.
5-
Hazreti Allah bütün peygamberleri belli bir kavme, belli bir millete,
belli bir ümmete göndermiştir. Bir kavme, bir millete, bir ümmete değil,
bütün ümmetlere gönderilen , Bütün Alem-i Cihan’ ın, bütün insanların ve
bütün cinlerin peygamberi olan bir peygamber.
6-
AL’İ İMRAN Suresi Ayet : 81 Sayfa : 61; ayetin ifadesine göre, Hazreti
Allah bütün peygamberlerden ahti misak yani söz almıştır. “ Ey
peygamberler ahir zamanda MUHAMMED adında bir peygamber göndereceğim.
Hanginizin zamanında ve devrinde gelirse kitabınızı bırakın, O’ nun
getirdiği kitaba tabii olun. Dininizi bırakın, O’ nun getirdiği dinle amel
edin. “ diye buyurduğu bir peygamberdir.
Peygamber
Efendimiz’e ilk vahyin gelmesinden sonra ilk iman eden Hz. Hatice
validemizdir. Hiç tereddüt etmeden, islamiyeti hemen kabul edip, ilk
müslüman olmakla şereflendi. Sonra, yetişkinlerden ilk müslüman olan Hz.
Ebubekir'dir, çocuklardan Hz. Ali ve Hz. Zeyd b. Haris'dir.
Hz Peygamberimize
İşkence Edenlerin Hali
1- As
b. Vail’in ayağına diken battı. Ne kadar ilaç yaptılarsa, derdine care
bulamadılar. Nihayet ayağı deve boynu gibi olup , “ Muhammed’in Allah’ı
beni öldürdü. ” diye feryad ederek can verdi.
2-
Esved b. Muttalib’in gözleri kör oldu. Başı ağaca çarpılarak Cebrail
(A.S.) tarafından helak edildi.
3-
Esved b. Abdi Yagus, Bad-ı Semum denilen yerde iken, yüzü ve gövdesi
simsiyah oldu. Evine gelince ailesi onu tanımadı ve kapıdan kovdular.
Kahrından başını evinin kapısına vura vura öldü.
4-Haris
b. Kays da tuzlu balık yemişti, harereti arttıkça arttı. Ne kadar su
içtiyse kanmadı, sonunda çatladı.
5-Velid
b. Muğire’nin de baldırına demir parçası battı. Yarası iyileşmedi, çok
kan kaybetti ve “ Muhammed’in Allah’ı beni öldürdü. ” diye feryad ederek
can verdi.
6-Ebu
Cehil de, Uhud Savaşı’nda Cebrail (A.S.)’ın vurduğu üç kamçıyla
öldürülmüştür. Sahabelerden Hz Huzeyfetül Yamani tarafından kafası
kesilip, çarmaha dikilmiştir.
Resulullah (S.A.V.) daima güler yüzlü,tatlı sözlü idi. Mübarek yüzünde nur
parlardı. Görenler aşık olurdu. Hilmi, sabrı, güzel ahlakı, binlerce
kitapta yazıldı.
Yemen Bin Celil Hz
Peygamberin de mescidde olduğu bir gün Henüz daha müslüman olmadan önce
mescide gelir. Mesciddekiler Resule teveccühen bakarlar Hz Peygamber
Yemen Bin Celile hitaben ya celil buyrun buraya gelin oturun. Kapının
arkasında oturmaya razı olan celil mihrabın yanına davet edilmesine
sevinir. Hz Peygamber ayağa kalkar cübbesini çıkarır yere serer buyrun
burada oturun der. Yemen bin celil cübbeyi bir kaç kez büker minder haline
getirir bu cübbe oturulacak minder deyil başa konulacak bir taçtır deyip
müslüman olmuştur.
Hz.
Allah Hz Adem'i yaratıp cennete yerleştirdi, cennette “ LA İLAHE İLLALLAH
MUHAMMEDÜN RESULULLAH “ yazılı Kelime-i Tevhid’i görünce, “ Ya Rabbi,
isminle birlikte ismini zikrettiğin Muhammed kimdir? ”. diye sorudu.
Hz Allah Ya Adem
! “ Ahir zaman Peygamberi HAZRETİ MUHAMMED (S.A.V.)’dir. ” Buyurdular.
Kalbinde şeytanın vereceği vesveseyi alacak damarı olmayan tek insan
Hazreti İsa’dır. Çünkü bu damar babanın sülmünden yaratılmıştır. Hz
İsa'nın yaratılışı Allah'ın ruhundan bir ruhtur Söz konusu damar ahir
zaman Peygamberi Hz. Muhammed (S.A.V.)’ de de yaratıldığı için, İnşirah
suresinin ifadesine göre, Allah’ın izniyle melekler Hz Resulullah’ı
ameliyat edip, şeytani duygulardan temizlemişlerdir.
Nisa
Suresi, Ayet: 80
“O
Resul’e itaat etmek, Allah’a itaat etmek demektir. “
Haşr
Suresi, Ayet: 7
“O
Resul ne emretmişse ona uyun. “
Araf
Suresi Ayet:158
“Ey
Habibim de ki; Ben Allah’ın hepiniz için gönderdiği Resulüyüm.”
Ahzab
Suresi Ayet:56
“Allah
ve melekleri Resule salevat getiriyor. Ey iman edenler siz de salevat
getirin.”
Nahl
Suresi Ayet:44
“Ey
Habibim! Kuran’ı insanlara açıklayasın diye sana indirdik.”
Enbiya
Suresi Ayet:107
“Ey
Habibim! Seni alemlere rahmet olarak gönderdik.”
Furkan
Suresi, Ayet: 56 ve 57
'' Ey
Habibim biz seni bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik''
'' De
ki, ben sizden bir ücret değil sadece Allaha doğru bir yol tutmak isteyen
kimseler olmanızı istiyorum''
Hz Peygamberimizin
parmaklarından bir orduya yetecek kadar su aktı ağaçlar kendisine selam
verdi. Elinde çakıl taşları zikr etti zehirli kebap ya resullullah beni
yeme çünkü ben zehirliyim dedi put ve hayvanlar onunla konuştu gelecekte
gerçekleşecek olan bir çok hadisenin haberini verdi.
BİLAL-I HABEŞİ (R.A.) Peygamberimizin vefatından sonra ayrılık acısına
tahammül edemeyerek, bir daha ezan okuyamadı. Resulullah’a olan
muhabbetiyle her gün yanıp tutuşuyor, gözyaşı döküyordu. Sonra da
Medine’de kalmaya tahammül edemediği için, zamanın halifesi olan Hz.
Ebubekir’den izin alıp Şam’a gitmeye karar verdi. Böylece Şam’a gidip
yerleşti. Hz. Ömer’in hilafetine kadar orada kaldı. Hz. Ömer ordusuyla
Şam’a gelince, onlara katılıp orduyla beraber Kudüs’e gitti.
Bir
gece rüyasında Resulullah Efendimizi gördü. Sevgili Peygamberimiz
kendisine sitem ettiler; “Bunca ayrılık yetmedi mi, Ya Bilal? Hala Kabrimi
ziyaret etmeyecek misin?” Zavallı yüreği, duracak hale geldi. Heyecan ve
ter içinde uyandı. Hemen hazırlığa başladı. Şafak sökerken, ince, uzun ve
garip deveciğiyle; mübarek Medine yollarına düştü. Biricik Efendisi’ne
yaklaştıkça havayı kokluyor, taşları toprakları okşuyor ve gözyaşı
döküyordu. Issız çölleri yara yara Medine’ye ulaştı.
O’na
rastlayanlar, selam veriyorlardı. Sonra da yanındakilere diyorlardı ki;
“İşte Bilal, Bilal-ı Habeşi, işte Hazreti Peygamberin Müezzini. O’nun gibi
ezan okuyan, bu Dünyaya gelmemiştir.” Fakat O, hiçbirini duymuyor,
görmüyordu. Sanki çok kuvvetli bir mıknatıs, onu kendisine çekiyordu.
Peygamber Efendimizin mübarek kabirlerine doğru ilerledi. Yüce makama
erişirken; Kuran-ı Kerim okudu. En sonunda sevgilisinin kabrinin yanında
bayılarak yıkıldı.
Ayıldığı zaman, başucunda, sevgilisinin sevgili torunları Hasan ve Hüseyin
Hazretleri; saçlarını okşuyorlardı. Sanki dünyalar onun oldu. Sarıldılar,
kucaklaştılar, ağlaştılar; “Yavrularım! Ne kadar da Dedeniz Hz. Resulullah
gibi kokuyorsunuz!” dedi.
Hz.
Hasan sordu; “Dedemiz seni de çok severdi. Acaba O’nun hatırı için, bir
şey istesek yapar mısın?” Hz. Bilal çok şaşırdı; ”Bu ne biçim söz? Bu
kölenizden ne emredersiniz, yerine getiririm!”. “Senden, bir defa da olsa
ezan dinlemek istiyoruz. Ricamız sadece buydu.” dedi.
Ertesi sabah Bilal-ı Habeşi, son ezanını Mescid-i Nebevi’de okudu. Yanık
ve hasret dolu sesiyle; “Allahü Ekber! Allahü Ekber!” dediği zaman; bütün
Medine halkı ayağa kalktı. “Eşhedü en la ilahe illallah! Eşhedü enne
Muhammeden Resulullah” deyince kadın-erkek, genç-ihtiyar, çoluk-çocuk,
hatta yataklarındaki hastalar bile, sokaklara döküldüler. Mescid-i
Nebevi’ye koştular. Halk o kadar coştu ki, Peygamber Efendimiz yaşıyor
sandılar. O günden beri dünyada, bir daha böyle bir ezan okunmadı. Bilal-ı
Habeşi Hazretleri de başka ezan okumadı. 641 senesinde Şam’da vefat
ettiler.
e-mail: medyumalidegermenci@yahoo.com |